24 Haziran 2012 Pazar

Olur Öyle

Neden mi yazmıyorum? Çünkü yüzleri yok. Yani demem o ki yüzsüz kalmışlar. Aslında vardı hepsinde ama silmişler çabucak, döndüm, baktım, bulamadım.
Bir tek çikolatamı paylaşırım ben, sandviçimi paylaşmam mesela. Bence herkesin bi sandviçi olmalı zaten ama çikolata tadımlıktır, hep birlikte yenebilir.
Sizin yüzlerinize ne oldu?
Her plankton benim arkadaşım, bu sebeple hiç yalnız kalmıyorum. Ama çok konuşuyorlar, bazen evden kaçıyorum bu yüzden. Yüz demişken?
Gidenler var, gidiyor birileri, gitmek çözüm değil ki halbuki. Ben de giderim belki, ama biraz var henüz.
Bay Zırzop ile Kiki'nin hikayesini anlatmayı ne çok isterdim. Ya da küçük köpek Kutu'nun perişan anılarını.. Ama ona da var henüz biraz.
'Sevmemeye Çalışmak' isimli bir film olsa mesela ben onu izlemeyi arzulardım. Ama en güzel film de henüz çekilmedi sanırım. 
Yahu ben bunca zaman nasıl baktım yüz yerine koyduklarınıza?
Geceler kısalmaya başladı yine, sokaklarda 'varlıklı olma' ya da 'var olma' savaşı veren; günün sıcağından kaçıp gecenin serinliğine sığınan insanlar dolaşıyor bir rehavet içinde.
Yazın her şey öyle çilekli ki, tadına doyulmuyor. Ama yazı kışa bağlayan geceler de gelince çilekler çürüyor. Olsun, portakal da güzel.
Dünyanın en güzel şehrini soluyorum. Seviyorum.
Ece'12

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder