18 Haziran 2011 Cumartesi

Suskun Nicedir

Her duyduğumda canımı acıtan isimler var. Ayak parmakları var bir de benzetmeye çalıştığım seninkilere, ve daha neler neler. 
Bazı cümleler kuruyorum kelimelerin gücüne yaslanarak, sonra bir de bakmışım ki sesim kısılıyor, yine tek kelime edemiyorum. 
Bilmem kaç asırdır çağlıyor ruhum, her hücrem büyüyor bu tekinsizlikle. Kim bilir hangi dilden küfrediyor ağzım tüm ecdadına. Gel gör ki eli kolu bağlı ipek böceğinin, zamanı gelene kadar kozasında kalacak.
Saçma sapan şarkı sözlerini gözyaşlarıma katık ediyorum hiç hak etmedikleri halde, öyle kirleniyor ki duygularım sonunda hepsini denize fırlatıyorum. 
Yatağın altına saklanmıştım, onca zamandır oradaydım kimse bulamasın beni diye. Sonra bi gün uzattın kafanı oraya, belki sende saklanacak yer arıyordun.
Ben varım, ben yokum ne fark eder? Bir sen daha yoksun ki öpüp koklayacağım. Bir sen daha yoksun kıskanırken öleceğim. Söküp çıkarsam kalbimi, ellerine koysam ve sonsuza dek kaybolsam, ben olmasam artık bu dünyada.
Bir sen sevdin korkak ayak parmaklarını o kızın, bir sen sevdin korkularını bile.
Votkayı sek içmek gibi, rakıyı da. Çayı, kahveyi şekersiz, çorbayı limonsuz, her şeyi keyifsiz. Keyifsiz her şey işte birşeylersiz.
Bir şarkı var aklımda, sonsuza uzanıyor. Yanakların cennetin müjdecisi, dudakların ise henüz çok genç olduğumuzu söylüyor. Dinlemedik hiç bir söyleneni, şimdi kanırta kanırta alıyor intikamını. Sırtın bir kale gibi koruyor beni tüm kötülüklerden, göğsün mabedim.
Salyangozlara takılıyor aklım, bunca yavaş hareket ederken yorulmuyorlar mı acaba etrafın cümbüşünden? 
Camlara düşen yağmur damlaları üzülmüyorlar mı buharlaşıp kaybolacaklarına? 
Sislerin arasına saklanır hüzünler bazen ve sis kalktığında dımdızlak ortada kalırlar. Durup dururken çöken sıkıntılar bundan.
Ve ben yine bir yok oluş gecesine uyanmışım. Yersiz ve nedensiz ölümlerimden birine şahit olacak zaman yine.
Ece'11

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder