27 Kasım 2010 Cumartesi

Minörlere Tapınmak

Pek arabesk günlerdi. Kadehler devrildi, içildi de içildi. Lakin Esma gibi yakamadık kendimizi cayır cayır yahut yaşlanamadık bir sahil kasabasında yapayalnız. Laftaydı belki de hepsi, fakat geldi de geçemedi bir türlü. Klarnet eşliğinde içimiz ezile ezile dinlediğimiz ayrılık şarkıları kadar keyif vermedi elele geçirdiğimiz günler. Annesi öldü diye ağlayan bir çocuk kadar da üzmedi gidişimiz kimseyi, biz sıradan insanlardık işte; sabahları kahvaltı etmeyen, evde terliksiz dolaşamayan, çişini son dakikaya kadar tutan.. 
Bir tekerleğin içinde yuvarlanarak büyümüş gibiyim, sanki hızlıca görüp geçirmişim her şeyi ve tüketmişim doyasıya hatta tiksinesiye. Kokuşmuş fikirlerim, giderek büyüyen kıçım, tükürülesi suratım ve masum çocukluğumla barıştım. Sana tapınmaktan başka bir halt ettiğim yok aslında, bir kara delik gibi beni kendine çekmekte üstüne yok. Bir hatalar silsilesi yaşamım; göz kalemi çekerken yanlışlıkla kaydırmak gibi, transit yola yanlış taraftan girmek gibi, sigarayı tersten yakmak gibi ve hatta bir adamın kalbine hançer saplamak gibi basit şeyler..
Majorler neşe zerk etmiyor artık kanıma, minörlerinse eskisi kadar kadri bilinmiyor. Halbuki en temiz şeydir hüzün. Mutluluk kadar nankör değildir, ne zaman istesen nerede arasan derhal orada olur. Yormaz seni ve daimidir; tıpkı yalnızlık gibi.. 
Yorgun çocuklarız senle ben, hayat kavgamız bitmek bilmiyor. Yollarımız bir kez kesişti ve ayrıma geldiğimizde bir hata yaptık, artık sonsuza dek birbirimizden uzaklaşarak yürüyeceğiz. Biraz acıklı, biraz bozuk süt tadında ömürler.. Kan kusturan, yavaşça öldüren lanet olası bir savaş; halbuki bir sineği duvara gazete kağıdıyla yapıştırmak kadar kolay şu kancık hayat! Bir daktilo olsaydım keşke ya da gramofon, eskirdim belki ama rağbet görürdüm vakt-i zamanında, şimdi ise ne olacağım belli değil..
Söyleyeceklerimden öyle korkuyorum ki, sustum yerleri tekmeleyerek ve öyle korktum ki göreceklerimden; kör ettim kendimi her gerçeğe.. Şimdi kör ve dilsiz, geceleri başucuma koyduğum yalnızlığım ve hüzünlerimle vakit geçiriyorum. Soluk aldığım her dakika atmosferdeki oksijeni tükettiğimi düşünmemeye çalışıyorum son zamanlarda, bir de bolca çikolata ile besleniyorum. İyiyim. Hem de çok.
Ece'10

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder