8 Eylül 2010 Çarşamba

Karanlık Manifesto

Zehirli bir gün.
Küçüğüm, içeride her şeyden bir haber oyuncaklarıyla oynuyor. Hiç istemedim ben onu, çok sevdim hep, ama hiç istemedim. Benimle zaman kaybetmeyi hak etmiyor, gitmeli bir an evvel. Bana ayak bağı olacak, oysa yapacağım sürüyle şey var. Şımarıklıktan değil, istemeyişim sebebsiz değil. Küçücük daha, gözlerinin içine baka baka 'git!' diyorum, anlamıyor. Bense henüz oyuncaklarımı terk etmeyi reddediyorum.
Oyuncaklarım.. En sevdiğimi kaybettim, belki de birileri çaldı, bilemiyorum. Çok aradım, eşeledim, her yerim yara bere içinde kaldı, en sonunda pes ettim. İçimdeki obsesife çok bağlıyım, bazı şeylerden vazgeçemiyorum ama emin olduğum bir şey var: Bu çocuk bu evden gitmeli!
Benden olmayan bir çocuğun annesi olmak istiyorum, onunla oyuncaklarımı bile paylaşabilirim, ama sen..
Vücudumun saklı yerlerinde içi zehir dolu kapsüller var, bazen kanıma zerk oluyor bu zehir ve en acımasız yanım o anlarda çıkıyor ortaya. En kötü tarafı da, yaptıklarımdan asla pişman olmuyorum. Sanırım O gece vicdanımı çaldılar ve denize attılar, belki bundandır sonsuz aşkım denizlere.
Anılarımı aldılar elimden, düşünüp hüzünleneceğim, kahırlanacağım tek bir saniye bile kalmadı zihnimde, hepsini buruşturup çöpe attılar. Hiç bir şey yaşayamıyorum, o filmdeki adam gibi tıpkı. Hani şu her gün hafızasını kaybeden.
Sürekli karşıma çıkıp duran şu pis ve şişman adamı öldürme planları yapıyorum. Katmer katmer dökülüyor etleri, suratından naletlik ve çirkinlik akıyor. Her karşılaşmamızda parmağını sallayarak: 'Ben sana demiştim!' deyip beni delirtiyor. Elimi belime koyup bağırıyorum: 'Aptal herif, payıma düşeni çekiyorum zaten, bu senin için yeterince keyifli değil mi?!' ve her seferinde aynı yanıt; bıyık altından yarım bir gülümseme.
Acımasızlık, bencillik, fütursuzluktur beni ben eden, ben sadece kendim için yaşarım, bunu kabul etmek istemeyişiniz neden? Neden hep gözlerimde hüzün arıyorsunuz? Neden tuhaf olduğumu bir türlü kabullenemiyorsunuz? Öyle keyfim yerinde ki hasetlikten çatlarsınız anlarsanız. Yormayın kendinizi, sizi umursadığım yok sevgili tombik dedikoducularım. Üstelik sonsuz izniniz var, hakkımda dilediğinizi söyleyebilirsiniz, sizi şimdiden affediyorum.
Ruhumu bedenimden sınır dışı ettim, özgürlük pek tatlı.
Ece'10

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder