30 Eylül 2010 Perşembe

Gün ve Gece VII

İşte tam da oradaydı, az sonra zili çalacaktı. Öyle heyecanlıydı ki, biraz nefeslenmeye karar verdi. Çok özlemişti her ikiside birbirini hiç şüphesiz. Yukarıda da durum farksızdı, hem bir an evvel gelmesini istiyor hem de biraz daha gecikmesi için yakarıyordu. Elini ayağını nereye koyacağını bilmeden amaçsızca bir sola bir sağa gidip geliyordu. Ve nihayet; zil çaldı. Derin birer nefes aldılar, sonsuz süren kırk basamağın ardından (ve sonsuzluktan da öte aradan geçen onca zamanın) karşı karşıyaydılar. Gece sükun içinde, Gün ise ağlamak üzere öylece bakakaldılar bir süre ve ilk adımı atan Gün oldu, atladı boynuna fütursuzca, yıllar sonra annesini bulmuş bir çocuk gibi.. Gece şefkatle sarmaladı onu, öptü alnından. İki kardeş işte yeniden bir aradaydı, müthiş bir uyum içerisinde..
Gün’ün gözyaşları dinmeye başladığı sırada Gece her ikisine de kahve hazırlıyordu. Konuşulacak yüzlerce şey vardı ve nereden başlayacaklarını bir türlü bilemiyorlardı. Aptal gülüşmelerin peşinden ilk soruyu Gün sordu: ‘Mutlu musun?’
İç geçirdi Gece koltuğa kurulurken, bir yandan da düşünüyordu; mutlu muydu gerçekten? Net bir şey söylemek zordu, ufacık şeylerden havalara uçup bir o kadar küçük mevzulardan darmadağın olabiliyordu. Gün onun aklından geçenleri okumuş gibi baktı yüzüne, ‘ne ketum kadınsın!’ diye sitem etti. Gece ise şu malum ukala gülümsemesiyle yanıtladı onu.
Kendisinden bahsedilmesinden pek hoşlanmazdı, bu sebeple ani bir çalımla ‘hadi başla bakalım, kim bu adam?’ diye sordu. Gün bunu bekliyormuşçasına derin bir nefes alıp aralıksız anlatmaya başladı. Ezberlenmiş bir konuşma gibi kelimeleri ardı ardına döküp saçıyordu. Çok zengin olmasa da hatırı sayılır derecede kazanan, güzel bir arabası olan, iyi bir kariyer yapmış, çok yakışıklı olmasa da çekici, vücut yapmış olmasa da çelimli, çok kültürlü olmasa da bilgili sayılabilecek ve kendisine kelimelerle anlatılmayacak kadar aşık bir adamdı. Mutluydu Gün, aşk istemiyordu zaten, acıdan başka bir getirisi yoktu insana, evet evet o böyle gayet iyiydi.. Gece’nin tepkisizce dinlemesi bir zaman sonra sinirlerini bozdu ve sesini yükselterek abartmaya başladı, en sonunda ise haykırdı:
‘Kimi kandırıyorum değil mi? Sen benim ciğerimi bilmezmişsin gibi atıp tutuyorum işte, salak bi sükunet içindeyim ve onu hala içimden söküp atamıyorum!’
Gece sarıldı sıkıca ve doya doya ağlaması için bekledi.. Sonra o da konuşmaya başladı:
‘Ne sanıyorsun mutluluğu? Gülümsemek mi yoksa huzurlu olmak mı? Ya da hiç ağlamadan geçirilen anlardan ibaret mi mutluluk? İnsanoğluna verilen en sonsuz duygu keder, kederden asla kurtulamazsın.. Senden asla benim halet-i ruhiyemde yaşamanı bekleyemem ama üzgün değilmişsin gibi rol yapmana lüzum yok, ben senin gerçeğinim..
Bu evden çıkıp giderken kafamda tek bir şey vardı, tek bir damlası kalmayana dek unutmak. Seni ve tüm hayatımı kaybetmek pahasına bir yola koyuldum. Öyle çok şey yaşadım ki, yüzlerce insan onlarca yer.. Gördüm ki gerçekten de kendinden kaçamıyorsun, gülüp eğlenirken artık bittiğini sanıyorsun ama yatağa girdiğin anda hepsi ziyaretine geliyorlar. Biliyor musun yeniden aşık olabileceğimi bile sandım. Şeytani dişiliğimi de kullandımi saftirik kız havalarını da.. İnan bir adamı elde etmek bir çift topuklu ayakkabı ve bir mini etekten ibaret, bu sayede bir sürü herifle düzüştüm. Şimdi ise şu halime bak bir kendim bir de ben.. Bu kaçış sayesinde öğrendiğim yegane şey Ben oldum. Bunun ne kadar zor olduğunu anlamanı beklemiyorum senden, ne yazık ki asla yaşayamayacaksın.. ’
Ardından her ikisi de sessizliklerine boğuldular, öylece kaç zaman geçtiğini bilmeden.. Gün uykuya daldı huzur içinde, Gece ise karanlığı izlemeye koyuldu. Kaçtıkça geri döndüğü şehri hayranlıkla selamlıyordu. Yapacağı onlarca iş vardı, kendine taze bir hayat kurmak istiyordu, öncelikle bir ev bulacaktı ki bunu Gün’e nasıl izah edeceği hakkında en ufak fikri yoktu. Şafak sökerken bir ürperti hissetti, ‘günaydın şehri’m’ diye fısıldadı. Yatağına doğru yürürken kürkçü dükkanına döndüğünü hissediyordu, sanki hiçbir şey değişmemiş gibi..
Ece’10

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder