31 Ağustos 2010 Salı

Pis Kedi

Kanına işlemiş bir yalnızlık türküsü. Artık ne sevebilir adamakıllı, ne de aşık olabilir. 'Sen aslında böyle biri değilsin'le başlayan safsatalar. Aslında böyle değilse nasıl katlanır yüreği bir başınalığın fikrine? Kandırmayın kendinizi, bırakın yaşasın o hayalini kurduğu dımdızlak sümüklü hayatı. Bırakın yalnız ölsün, kıvrana kıvrana tek göz evinin kirli paslı yerlerinde. Yardım dilenmeyecek sizden, zaten ne geldiyse o deli gururundan geldi başına. Bir ananın doğum sancısı çekmesi gibi, bağıra bağıra ağladı sokaklarda, göreceğini gördü velhasıl.
Neşeli idi eskiden, bir kemanı vardı babasından kalan, pekte güzel çalardı. Şen kahkahaları ücra köşelerden duyulurdu, mahallenin sevgilisiydi. Hep o gözü kör olasıca herifin bok yemeleriydi ya bunlar, kimse ses edemiyordu. 
Sonbahardan payına düşen hüznü alıp, hapsetti kendini yeniden kör karanlıklara. O cafcaflı hayattan geriye kalan bir tek tüyleri gün geçtikçe uzayan ve ölmek nedir bilmeyen bu miskin kedisi kaldı. Kucağından indirdiği yok, onun sessizliğinden kedisi bile miyavlamayı unutmuş. Ne zamandır fısıltıdan dahi yoksun yaşıyorlar.
Zannediyor ki bu bohem yaşamı sonsuza dek huzur verecek ona. Varsın öyle düşünsün. İt gibi kuyruğunu kovalayacağı günler yakındır. Titreyerek yürüyen bir yaşlı olduğunda, bastonlar bile el vermeyecek ona. Saçlarını savura savura yürüdüğü günlerden yadigar bir tokası kalacak geriye, bir tutam saçıyla beraber. Görecek sonunda o bayıldığı yalnızlığın nasıl inlettiğini adamı. Neden aşkın peşini kovaladım diye karalar bağlayacak ama nafile, sesini duyan olursa ne ala. Bir adam vardı ona hayran, reddetti cakasından, ama o işler öyle yürümez, öğrenecek vefasızlığın en vefasız yanını. 'Bana ihanet ettiler!' diye haykırıyordu en son, ne olmuş yani, ihanet etmeyenlere git öyleyse sende. Ama yok, herkese sırtını çevirdi. Ya kendini doğrayacak bir gün o ruhsuz sarı saplı ekmek bıçağıyla ya da kedisini. Başka ne kaldı ki elinde?
Belki bir gün affederim onu, ama ancak ben, siz sesinizi çıkarmayın sakın. Belki yardım da ederim ölmesine, ama dönüp bakmayın. Bırakın bizi bizle, bende en az onun kadar suçluyum, siz işinize bakın.
Ece'10

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder