23 Ağustos 2010 Pazartesi

Bazen Çoğalan Ruhumu Öldürürüm

Buz düşermiş insanın yüreğine zaman zaman. Kimseyi sevmezmiş o anlarda, kendine tapınırmış. Kendini dinlerken bulutlarla konuşurmuş bazen. Çaresizliği çare edermiş kendine en yalnızlıklarında. Bir oyun yarattım, belki on sene sonra tadacağım mutluluğu, o zamana kadar bu yarattığım haşin oyunun pençesine attım kendimi. Bazen kalbim eriyor özlemekten, duvar oldum adeta, kendimden bile saklıyorum. Göz alabildiğince huzuru tattım. İçerim yanmıyor nicedir ya da kendimden korkuma sesimi çıkarmıyorum kim bilir. Yanımda biri var benimle gelen, ondan vazgeçemiyorum. Bu sebeptendir ki kimseyi artık ‘o kadar’da sevmiyorum. Belki hasret telaşındandır bilemiyorum fakat bildiğim tek şey; eski benden eser yok. Birilerini mutlu etmek için harcadım hep zamanımı, ne gam! Şimdilerde gülümseyerek uyanıyorum, başarmış olmanın haklı gururu var üzerimde. Zamanın su gibi akıp gittiği günlerdeyim, ne plan ne program. Geceyi gündüze katıp, hayatı içiyorum kana kana. Kıskanılacak şey mi bu? Ah bir görebilsem kendimi dışarıdan. Birileri kulağıma bir şeyler fısıldadı ve ben onları gerçekleştiriyorum. Ne defterler ne kalemler yetiyor beynimdekileri anlatmaya. Sözün bittiği anlar oluyor bazen, o zamanlarda izah etmeye çalışmak yerine  susmayı tercih ediyorum. İzler bırakıyorum geçtiğim yerler de, döndüğümde bulabilmeyi umuyorum. Anılar canlanıyor zihnimde bazı bazı, bir filmi izleyip izlemediğimi sorduklarında, bir oyun oynarken.. Üfleyip savuşturuyorum hepsini, kendime payeler çıkarıp yola devam ediyorum. Güzel gözlerinde kaybolduğum bir adamı hayal ediyorum, belki de birileri sahip ona, neyse ki ne halim varsa görmekle meşgulum, başka bir istasyon beni bekliyor.
Ece’10

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder