16 Haziran 2010 Çarşamba

Yıldız

Anılara sığınıyor zihnim. Hepsini tek tek düşünüp kahırlanıyor, aynı zamanda elekten geçirip takılanları atıyor. Kalbim ellerimde çırpınıyor yaşamak için bense usulca cebime sokuyorum ve sıkıca tembihliyorum: Sakın bir daha sesini çıkarma! 
Bir kere geliyormuşuz şu dünyaya, reenkaarnasyona inanıp inanmamak kişiye kalmış ancak varsa bile bir öncekini hatırlayan olmadığına göre her halükarda ilk ve sonmuş gibi yaşamak lazım. Her lezzetin tadına bakmak düşer ademoğluna. Güneşin doğuşunu da izlemeli denizin kenarında, kaldırımlarda da sürtmeli gecenin bir yarısı. En acılı şarkıları da dinlemeli yüreğinde hissederek, ellerini havaya kaldırıp dans da etmeli şık bir gece kulübünde. Kışın parmaklarının ucu buz tutmalı kartopu oynarken, yazın kıçının arasından ter damlamalı ıvır zıvır işler peşinde koştururken.. 
Demişler ki; kadın duygusaldır. Hiç erkeklerin kadınlardan daha duygusal olabileceğini düşündünüz mü? Kaç kadın aşıkken bir önceki sevgilisini düşünüp onu belki de geri ister? Kadın için vazgeçilmez diye bir şey yoktur. Her zaman alternatif hayatların peşinden koşar, koşmasa da aklının bir köşesinde 'acaba'larla yaşar.
Bir yıldız olacağım günü iple çekiyorum, henüz sıram gelmediğinden kuyrukta bekliyorum ancak o gün geldiğinde herkes beni çok sevecek biliyorum, hep arkamdan iyi konuşacaklar, işte bu beni gülümsetiyor. Varsın günlerim viran olsun, varsın gözlerimden yaş eksik olmasın. Belki de en güzel günlerimiz henüz yaşamadıklarımız.

1 yorum:

  1. senin kafanı kırarım köpek!!! bu ne biçim yazı böyle gece gece ağlattın beni.. bana bak kadın öliiim deme bok iyi konuşurum arkandan..aynen de "erkenden bıraktı beni aşifte" derim..ona göre ayağını denk al..bi daha da ağlatma beni yürü git bas git

    YanıtlaSil