2 Haziran 2010 Çarşamba

Gece II

Gece.. Karanlıkta kaybolmuş, sessizliğin gürültüsünden çıldırmak üzere. Ne var ki artık geri dönüşü olamaz hiçbirşeyin.. Issız bir odada dizlerini karnına çekmiş bir köşede oturuyor. Bir ses, bir nefes bekliyor. Gün'ü düşünüyor zaman zaman ama duygusal olunacak zaman değil. Kafasındaki seslerden bir kurtulsa.. O zaman daha mantıklı görünecek herşey ama şimdi bütün uğursuzluklar pusu kurmuş hareket etsin diye onu izliyor. Gece hareket etmeye korkuyor. Sanki gözünü kırpsa etrafındakiler paramparça olacak. Sanki ağzını açsa çıkan sesler tüm dünyada yankılanacak. Ödü patlıyor birileri onu farkedecek diye.. Ne kadardır böyle duruyor? Bir dakika, bir saat, bir hafta..? Zaman mefhumunu kaybetmiş, dolabın içinde gördüğü o renkli ve eğlenceli görünen gezegene adım atmış ve attığı anda pişman olmuş, şimdi geri dönemiyor. Yapacağı tek şey biri onu bu kaostan çekip alana kadar burada olmanın güzelliklerini görmeyi denemek..
Herkes 'çok güçlüsün, sen halledersin, bak neler becerdin bugüne değin' deyip sırtını sıvazlamayı bildi de bir kişi de çıkıp 'yahu senin canın hiç mi acımaz arkadaş?' diye sormadı. Onun hayatta ki misyonu göğsünü gere gere yaşamaktı; herşeye, herkese inat ve başarılı olmaktı..
Halbuki öyle kırılgan ki yüreği. Birilerine tutunmaya, güvenmeye, yaslanmaya öyle ihtiyacı var ki.. Yo hayır kimse bilmemeli bunu, yoksa kullanırlar, korkmalılar Gece'den yoksa tüm emekler boşa gider. Evet kesinlikle en doğrusunu yaptı gitmekle, zaten o mel'un zamanlardan sonra ne bir insana, ne bir eşyaya, ne de bir fikre bağlanamadı. Tek korkusu birilerini üzmekti ve o da son çaresinin ardından koştu..
Düşünceleri ağırlaşıyor, ölmek mi bu acaba? Galiba uykuya teslim olacak, belki sabaha çıkmaz diye umutlu..
Ece'10

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder