19 Mayıs 2010 Çarşamba

Sükûnet

Acaba salyangozlar sabitlendikleri duvarla arasında nasıl bir bağ kurar? Onları duvardan söktüğümüzde ne hissederler? Rahatlarını bozanın; afacan ve meraklı bir çocuk olması ya da temizlik meraklısı ve şirret bi kadın olması arasında bir fark olabilir mi onlar için?
Büyüdükçe ne kadar gaddarlaşıyoruz. Bir böceğin yürüyüşü, rengi, büyüklüğü ilgimizi çekmez oluyor. Yalnızca pis bir yaratık gözüyle görüyoruz yaşımız arttıkça. Çocuklarımızı koruduğumuzu sanıyorken özgürlüklerini kısıtladığımızı göremiyoruz.
Her birimiz ayrı bir dil konuşuyoruz aynı dil içinde. Kimisi için operaya, tiyatroya gitmek; gazete okumak vazgeçilmezken kimisi için lüks oluyor. Kimi Beyoğlu'nu görmeden günün tadını tam anlamıyla çıkaramazken; kimi orayı hala fuhuş yuvası addediyor. Zaman geçtikçe rastgele karşılaşan iki insan konuşacak bir çift kelam bulamaz hale geliyor.
Genç kızların hayalleri evlilik ve yuva kurmak ile kısıtlanıyorken gelişmeleri beklenebilir mi? Önce dik durabilmeyi öğrenmeli kadınlar gerisi kendiliğinden gelir. Basit görünmemeli hiçbir zaman, hep güven vermeli. Her yaşta anne olabilmenin asaletini taşımalı.
Ruhum huzuru buldu sonunda, darısı başınıza.
Ece'10

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder