19 Mayıs 2010 Çarşamba

Rüzgar

Poyrazın göğüsleri delercesine estiği bir bahar gecesi.. İstanbul'un yılankavi, karanlık, ıssız sokaklarında dolaşıyor rüzgar bıçkın bir delikanlı gibi.. Önünden geçtiği her hanenin camından içeri şöyle bir göz atıyor. Rüzgar meraklı.. Kimi uyuyor mışıl mışıl, kimi kavga ediyor; birbirini öldürürcesine, kimi gülüp eğleniyor; arkadaşlarını toplamış içkilerini yudumluyorlar, kimi ise kumandayı göbeğinin üstüne koymuş miskinlik yapıyor..
Sokağın köşesinde aşüfte gibi giyinmiş kadına takılıyor gözü rüzgarın, kadın umarsız, parmağında bir sigara, kalçalarını kıvırarak yürüyor.. Etrafındaki erkeklere cilve yapıyor, şen kahkahalar atıyor. Erkekler mest olmuşlar, kadının gözlerindeki çaresizliği göremiyorlar.. Bir tanesi elini beline atıyor, yavaş yavaş aşağı kaydırıyor farkında değilmişçesine, kadın çapkınca bakıp göz kırpıyor. Adım adım uzaklaşıyorlar gruptan, rüzgar içini çekiyor, daha fazla izleyemeyecek bi hışım alıp başını kaçıyor oradan, yolculuğuna devam ediyor. Ne hayatlar izledi bugüne kadar. Mutluluklar-mutsuzluklar, başarılar-başarısızlıklar, ölümler, doğumlar.. Rüzgar bu aşüfte kılıklı kadını daha önce de görmüştü yüzündeki masumiyetle sevgilisine sımsıkı sarılırken. Demek o da ihanete uğradı diye geçiriyor aklından.
Köşebaşında arabanın etrafında toplanmış, ellerinde biralarıyla küçük salınımlar yaparak dans ettiğini sanan varoş tayfası. Biraz ileride avuçlarında çekirdekleriyle genç kızlar, arabanın etrafındakilere bakıp aralarında kikirdeşiyorlar. Az sonra anneleri çığlık çığlığa eve girmeleri için azarlayacak hepsini.. Rüzgar gülümsüyor; en azından neşeli insanlarda var bu şehirde diye düşünerek..
Yaz geliyor ufak ufak, rüzgarın Şehr-i İstanbul'u terk etme vakti yaklaştı. Nasılsa geri gelecek ve hikayeler kaldığı yerden devam edecek oyuncular değişse de.. Sessizce el sallıyor şafak sökerken..
Ece'10

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder