19 Mayıs 2010 Çarşamba

Bebek

Bir kız düştü rahme. Kimse söylemedi ne idüğünü ama ben biliyordum işte, bir sürü şeyi bildiğim gibi. Sen çok umarsız görünüyordun söylediğinde, nasılsa kopacaktın O'ndan ve bağlanmak istemedin haklı olarak. Ama yüreğim sıvılaştı duyduğumda heyecandan, "üzüm tanesi kadarmış" dedin tam olarak, an gibi aklımda. "Yapma" diyebilmeyi ne kadar isterdim, ama neyim vardı ki elimde sana güvence olarak vereceğim? Gitti.. 
Ruhun paramparça görüyorum, benim sana olan sevgim sonsuza dek baki kalacak. Görüyor O bir yerlerden ve anlıyor seni endişe etme.
Zamanın birinde, gözleri zeytin yeşili, yanakları avuçları dolduran, iyi yürekli bir kız yaşarmış kasabanın birinde. Kızın adı Mogu imiş. Yaşamayı arzu ettiği çok da ütopik olmayan hayalleri varmış Mogu'nun. Bir gün kasabalarına Batista adında, kendinden emin adımlarla yürüyen bir mühendis gelmiş. Su borularının onarımında çalışması için bir şirket tarafından gönderilmiş. Mogu ile Batista her masalda olduğu gibi birbirilerine aşık olmuşlar. Uzunca bi süre devam etmişler birlikte. Gel gelelim gün olmuş Batista'nın artık dönmesi gerekmiş yerine yurduna, üstelik tereddüt de etmemiş giderken, çünkü eminmiş Mogu'dan, ne zaman dönse onun olacağından. Batista kötülüğünden değil, maymun iştahlılığından müzdaripmiş zaten. Bavulunu toplayıp çıkmış yola ardında bıraktıklarını bilerek. Telefonlar, mektuplar. Hepsinin ömrü dolmuş bir gün. Suskunluk yapışmış ikisinin de yakalarına.. Yaşadıklarına kahretmiş ikisi de. Çok büyük, efsanevi bir aşk değilmiş onlarınki fakat malum ateş düştüğü yeri yakıyor. Mogu çok ağlamış, çok üzülmüş kalbi kırılmış, kalp kırmış, hırslarına yenik düşmüş. Sonra bir gün tüm acılar, kederler, yalnızlıklar sona ermiş ve yerine neşe, mutluluk gelmiş.
Ece'10

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder